CÜMLENİN İFADE ETTİĞİ ANLAM ÖZELLİKLERİ

1- Varsayım

Gerçekte var olmayan bir durumun varmış gibi kabul edilerek geleceğe yönelik daha isabetli kestirimlerde bulunma amacıyla kurulan cümlelerdir.

“Tut ki, varsayalım ki, farz et ki……” gibi ifadelerle kurulurlar.

Örnek

Oldu ki öğretmen oldun, hangi branşı seçmek isterdin? (Karşısındakinin doktor olmadığı halde öğretmen gibi davranmasını istiyor.)

2- Karşılaştırma

Birden fazla varlık, kavram veya durumun benzerlik veya farklılıklarının kıyaslanmasıdır. Bu kıyaslama, “gibi, kadar, en, daha, çok, göre, fazla, ancak vb.” kelimelerle sağlanır.

Örnek

Çiçekler arasında en çok papatyayı severim. (Bu cümlede papatyayı diğer çiçeklere göre daha cok sevdiğini belirterek karşılaştırma yapmiş.)

3- Öneri (Tavsiye)

Bir sorunu çözmek, bir amaca ulaşmak için öne sürülen görüş ve düşünceleri içeren cümlelerdir.

Örnek

Eğitime yönelik kitaplar, ancak basit çözümler sunarsa amacına ulaşır. (Bu cümlede eğitim kitaplarının basit çözümler sunmasının amaca uygun olabileceğini belirtiyor.

4- Tahmin

İleri bir zaman diliminde meydana gelebilecek bir olayı akla. sezgilere veya birtakım verilere dayanarak yaklaşık olarak değerlendirmek, gerçekleşme oranını belirlemek, olayların akışından hareketle sonucu görmeye çalışmak ve olayın olabilirliğini kestirmektir.

Örnek

Bu konularda beni destekleyeceğini düşünüyorum. (Bu cümlede belirtilen konuda istenilen desteği vereceği tahmin ediliyor.)

5- Ön yargı

Bir kişiyle veya olayla ilgili önceden olumlu veya olumsuz karar vermeye ön yargı denir. Ön yarginin diğer adı peşin hükümlü olmaktır.

Örnek

Son filminin de çok kişi tarafından izlenmeyeceği apaçık ortada. (Film gösterime girmeden çok az insanın izleyeceğini belirtmek ön yargı olur.)

6- Onaylama

Yapılan bir işin ya da davranışın yerinde ve doğru olduğunun kabul edildiği cümlelerdir.

Örnek

Sana değer verene saygı göstererek yerinde bir davranış sergiledin. (Bu cümlede kendisine değer verene saygı göstermesinin doğru bir davranış oldugu belirtiliyor.)

7- Üslup ve İçerik Cümleleri

Üslup cümleleri, “yazarın eserindeki görüşleri nasıl anlattığını” belirtirken içerik cümleleri de “yazarın ne anlattığını” belirtir.

Örnek

“Eserde kullanılan dil yalın ve gösterişten uzak.” (Anlatım biçimini belirttiği için üslup cümlesi.)

“Kitapta, başarılı olmanın yolları anlatılmış.” (Kitapta anlatılan konudan bahsettiği için içerik cümlesi.)

8- Hayıflanma Cümlesi

Kişinin kendi içinde bulunduğu topluluğa veya kendine, durumuna üzülmesini belirtir. Hayıflanma cümlelerinde pişmanlık ve üzülme iç içedir.

Örnek

Buraları bir daha yeşillik icinde görecek miyim, diye iç geçirdi.

Zavallı adam, çocuklarının ihtiyaçlarını gidermek için ne acılar çekti.

9- Atasözleri

Bazı atasözleri gerçek anlamda kullanılırken bazı atasözleri de mecaz anlamda kullanılabilir. Akıl akıldan üstündür. (İnsan aklının bir başka insanın aklından daha üstün olduğu belirtilmektedir.) Damlaya damlaya göl olur. (Tasaruf etmenin önemini mecazlı bir şekilde belirtmiş.

Uzun gözlem ve deneyimler sonucu söylenmiş ve halka mal olarak kalıplaşmış özlü sözlere atasözü denir. Atasözleri, kim tarafindan söylendiği belli olmadığı için anonimdir. Bütün sözleri öğüt verir.

Atasözleri kalıplaşmış, olduğundan sözcüklerin yerleri de değiştirilemez, sözcüklerin yerine eş anlamlıları bile olsa kullanılamaz. Atasözleri cümle şeklinde olur.

Bazı atasözleri de hem gerçek hem de mecaz anlamlıdır.

Akıntıya karşı kürek çekilmez.

Mecaz Anlam: Olmayacak bir işle uğraşmanın anlamsızlığı belirtilmiştir.

Gerçek Anlam: Akıntıya karşı kürek çeksek de yol alınamayacağı vurgulanmıştır.

CÜMLEDE ANLAM

Cümlelerin içerdiği anlamlar veya kavramlarla ilgili sorulardır. Bu konuyu çözerken mutlaka sözcüklerin anlamlarını iyi bilmeliyiz. Onun için de bol bol kitap okumalıyız.

Öznel Cümle

Doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanamayan, kişiden kişiye değişen cümlelerdir. Söyleyenin duygusunu, beğenisini, yorumunu içerir.

Örnek

– Mavi elbiseni çok beğendim. (Mavi elbisenin güzelliği kişiden kişiye değiştiği için öznel bir yargıdır.)

– Her zorluğun arkasında mutlaka bir kolaylık gelir. (Her zorluktan sonra kolaylığın gelmesi kişisel bir görüştür.)

Nesnel Cümle

Doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanabilen, kişiden kişiye değişmeyen cümlelerdir. Söyleyenin duygusunu, beğenisini, yorumunu içermez. Herkes tarafından aynı kabul edilir.

Örnek

– Yazarın son kitabı 300 sayfadan oluşuyor. (Yazarın kitabınin 300 sayfa olması ispat edilebildiği için nesnel bir ifadedir.)

– Bölgedeki yağışlar iki gün boyunca sürdü. (Nesnel bir bilgi sunulmuş.)

Not:

Kırşehir, Türkiye’nin başkentidir. (Cümledeki bilgi yanlış olsa da nesnel bir cümledir.)

Cümle Oluşturma

Düzensiz verilmiş kelime ya da kelime gruplarinin anlamlı hâle getirilmesine “cümle oluşturma” denir. Cümle olusturulurken verilmek istenen mesaja dikkat edilmesi gerekir. Cümleyi oluştururken yargı bildiren sözcüğü yani yüklemi aynı kurallı cümlede olduğu gibi sona getirmeliyiz.

Örnek

Aşağıdaki karışık hâlde verilen sözcüklerden anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturalım.

– vazgeçmeyin

– kaybedenler

– vazgeçenlerdir

– asla

– yalnızca

Karışık hâlde verilen sözcüklerden anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturduğumuzda cümlemiz “Asla vazgeçmeyin, kaybedenler yalnızca vazgeçenlerdir.” şeklinde olacaktır.

Cümle Tamamlama

“Yanlış bildiğin yolda herkesle yürüyeceğine, doğru bildiğin yolda —- yürü. Bu cümlede “doğru bildiğin ve güvendiğin yolda yalnız kalmak” anlamı üzerinde durulmaktadir. O yüzden boşluğa yere “tek başına veya yalnız sözü gelecektir.

Neden-Sonuç Cümleleri

Bir eylemin hangi nedenle (gerekçeyle) yapıldığını bildiren cümleye “neden-sonuç” cümlesi denir. Bu tür cümlelerde yüklem “Niçin?”, “Neden?” sorularına cevap verir. Genellikle “için, -den dolayı, -diğinden, ile, diye, çünkü vb.” ek, edat veya bağlaçlar kullanılır.

Örnek

– Hazırladığı dosyalar evde kaldığından sunumunu yapamadı.

– Saatin alarmını kurmayınca okuluna geç kaldı.

Amaç-Sonuç Cümleleri

Bir eylemin hangi amaca (hedefe) bağlı olarak yapıldığını bildiren cümleye “amaç-sonuç” cümlesi denir. Bu tür cümlelerde mutlaka “ulaşılmak istenen bir amaç” vardır. Yüklem “Hangi amaçla?” sorusuna cevap verir.

Örnek

– Kışlık yiyecek ihtiyacını karşılamak üzere kurutma hazırladık.

– Sınava hazırlanmak üzere kütüphaneye gitti.

Amaç-sonuç cümleleri, bir eylemin hangi amaç için yapıldığını belirtir. Bu açıdan amaç-sonuç ile neden-sonuç cümlelerini ayırmak için cümlede eylemin bir amaç için mi yapıldığı, yoksa bir sebebin sonucu mu olduğuna dikkat etmek gerekir.

Koşul (Şart) Cümleleri

Eylemin gerçekleşmesinin bir koşula (şarta) bağlı olduğunu bildiren cümleye “koşul (koşul-sonuç) cümlesi” denir. Bu tür cümlelerde koşul anlamı genellikle “-sa/-sa” şart ekiyle sağlanır. Bunun dişinda “ama, mi, üzere, ki, -ince, -dikçe vb.” kelime veya eklerle de koşul anlamı sağlanabilir. Diğer bir ifadeyle bir eylemin başka bir eyleme bağlı olmasıdır.

Örnek

– Elimizdeki işimiz biterse diğer işleri o zaman yapariz.

– Buralara kar yağdı mı yollar çileye dönüşür.

Yakın Anlamlı Cümleler

Tam olarak ayni şeyi anlatmasa da anlatmak istedikleri aynı sonuca çıkan veya aynı mesajı veren cümlelerdir. Kısaca “Cümleler farklı, anlamlar aynıdır.

Örnek

– Hayatını insanların mutluluğu için adamıştır.

– Yaşamında hep insanları mutlu etme gavreti içinde olmuştur.

Bu iki cümle yakın anlamlıdır. İki cümle, insanları mutlu etme gayreti içinde olması anlamını taşıyor.

Karşıt Anlamlı (Çelişen) Cümleler

Aynı konu hakkında birbirine zıt olan, birbiriyle çelişen ve farklı anlamlar içeren cümlelerdir.

Örnek

– İyilik eden iyilik bulur.

– İyiliğe iyilik olsaydı koca öküze bıçak olmazdı.

Bu iki cümle anlamları bakımından karşıt (zıt) anlamlıdır.

Paragraf

1- PARAGRAFTA ANA DÜSÜNCE (ANA FİKİR)

Yazarın metinde okuyucuya vermek istediği asıl mesajdır. Ana düşünce, bir metnin yazılma amacıdır.

Ana Düsüncenin Özellikleri:

Ana düşünce bir yargı bildirir. Yani cümle şeklindedir.

Ana düşünce, bütün metni kapsar niteliktedir.

Metin okunduğunda herkesin ulaştığı ortak düsüncedir.

Öğüt ve ders verecek şekilde genelleştirilebilir.

UYARI

Ana düşünce sorulari çözülürken metinde asıl anlatılmak istenen düşünce üzerinde yoğunlaşılmalıdır.

PARAFRAFTA KONU VE BAŞLIK:

Konu, yazma gereği duyulan her türlü kavramdır. Konu, ana düşünceyi okuyucuya ulaştırmada kullanılan hir araçtır.

Konu. ana düsünce gibi cümle hålinde değil de söz grubu seklindedir. Bir metinde konu bulunurken en çok tekrar eden kelimeler üzerinde yoğunlaşılmalıdır.

Metin ne anlatıyor, sorusunun cevabıdır.

Metnin ilk cümlelerine dikkat edilmelidir.

Başlık ise paragrafin konusunu en iyi şekilde yansıtan sözcük ya da sözcük grubuna denir.

Başlık, metnin kısa bir özetidir.

3- PARAGRAFTA YARDIMCI DÜSÜNCE

Bir metinde okuyucuyu ana düsünceye ulaştıran destekleyici cümlelere yardımcı düsünce denir. Yardımcı düşünce, metnin tamamını kapsayıcı nitelikte değildir. Bir metinde birden fazla yardımcı düşünce yer alır.

Yardımcı düşünce ile ilgili sorular, “ulaşılabilir, ulaşılamaz, değinilmiştir, değinilmemistir, söylenebilir, söylenemez… gibi kalıplarla karşımıza çıkmaktadır.

Yardımcı düşünce soruları çözülürken öncelikle soru kökünü okumak, ardından seçenekler ve en son metni okumak şeklinde bir yol izlenebilir ya da önce soru kökü, ardından metnin okunması ve en son seçeneklerin okunarak metinle karşılaştırılması şeklinde bir başka yol da izlenebilir.

4- ANAHTAR KELIME:

Bir metnin ya da cümlenin anlatmak istediğini veren en büyük ipuçlarına “anahtar sözcük” denir. Anahtar sözcükler, metinde sık sık tekrar edilir. Anahtar sözcükleri yan yana koyup ve onları açıkladığınızda metne ulaşabilmelisiniz.

5- PARAGRAFTA SORU

Bu tip sorular, genellikle paragrafin konusu ile ilgilidir.

Seçeneklerde birtakım sorular verilir cevap olduğunu bulmamız istenir.

Bazı sorularda da cevabı metinde bulunmayan soru istenir.

Metnin ilk cümlesi ve metnin konusu bu soruların çözümünde kolaylık sağlayacaktır.

Paragraf Sorularını Çözerken Bunlara Dikkat Edelim:

1- Soru Kokünden Başlamak: Paragraf sorulanını çözerken mutlaka soru kökünden başlamak gerekir. Çünkü yazarın bizden ne istediğini bilerek metni okumak işimizi kolaylaştırır.

2- Metinde Anlatılanı Kavramak: Verilen metinde yazarın mesajını anlamak soruları çözmede işimizi kolaylaştırır. Bunun için metni okuyarak “Yazar bu metinde neyi anlatıyor?” sorusunun cevabını bulmalıyız. Bunu yaparken metindeki önemli noktaların altlarini çizmekte fayda vardır.

3- Seçenekleri Kontrol Etmek: Paragrafı okumadan önce seçeneklere hızlıca göz atarsanız paragrafta size neyin anlatıldığını ve sizden ne istendiğini çok daha kolay anlayabilirsiniz. Bu bizim zihnimizde oluşan, “Paragraf hangi konuyu anlatıyor?” sorusuna cevap bulunmasını sağlayacaktır.

4- Tüm Seçenekleri Okuyun: Bazı sorularda ilk seçenek çeldirici olabilir. Biraz zaman kazanmak için alttaki seçenekleri okumaz bazen öğrenciler. Ovsa hemen yapılan işaretlemelerde karşılaşılan, paragrafla ilgili bir seçenekler ancak diğer şıklar paragrafın konusunu, ana düsüncesini daha iyi anlatır. Ayrıca iki seçenek arasında kalmışsanız anlam olarak kapsayıcı olanı seçim. Çünkü kapsayıcı olan secenek, metinde verilmek istenen mesaja sahiptir.

5- Metni Ana Fikre Göre Değerlendirin: Metni değerlendirirken mutlaka yazarın bakış açısıyla değerlendirin. Verilen mesajı bulmak için kendi düşüncelerinizi bir kenara koyun. Sunu unutmayın, metinde verilen mesajı bulmanız gerekir, yazarla aynı görüşte olup olmadığınızı bulmanız değil.

Cümlenin Ögeleri Şiirsisi

Yüklemdir adım benim

Ögeler deyince ilk akla gelenim

Yapılan işim; var olan durum, olgu.

Tüm soruların muhatabıyım.

Olmazsa olmazıyım cümlelerin.

***

Öznedir adım benim

Tüm işleri yapanım

Cevabıyım kim ve ne sorularının

Yapılan işten etkilenenim bazen

Ne sorusunun cevabı.

Yüklemden sonra arananım.

***

Nesnedir adım benim

Yapılan işten etkilenenim.

Belirtiliyim bazen

Belirtme hali ekini alıp

Kimi, neyi, nereyi

Belirtisizim bazense

Ne sorusunun cevabı

‘Şey’im işte şey ‘ne ise ne’yim.

***

Yer tamlayıcısıdır adım benim

Yer bağlantısı kuran benim

Ne, nere, kim sorularına

Yönelme, bulunma, çıkma hal eki getirildiğin de deyim.

***

Zarf tümlecidir adım benim

Zaman, durum, yer-yön, miktar gibi

Anlamlar yönünden cümleleri tamamlayan benim.

Sorularım var benim; niçin, nasıl, neden

Daha çok sorularım; ne zaman, ne kadar, neyle, ne gibi, nereye, kimle.

***

Unutma önce yüklemdir, atamız

Sonra özne gelir babamız

Nesne, yer tamlayıcısı, zarf tümleci

Çağır artık hangisini istersen

Onlar da bizim çocuklarımız.

Cümlenin Ögeleri ek notlar

Not:

Cümle dışı unsurlar, yükleme sorulan hiçbir soruya cevap vermeyen yapılardır. Ara cümleler, seslenmeler, ünlemler, onay bildiren sözcükler ve bazen bağlaçlar cümle dışı unsur olarak değerlendirilir.

Çalışınca, emin ol, başaramayacağın hiçbir şey yoktur. → Ara cümle

Hey, sesimi duyan var mı? → Seslenme

Tüh, yine geciktim. → Ünlem

Peki, ben de sizinle gelirim. → Onay

Baktı ve geçti. → Bağlaç

Bağlaçlar her zaman cümle dışı unsur olmayabilir.Arda ve Melih, birazdan gelecek. → “ve” bağlacı bu cümlede öznenin içinde yer almıştır.

Gelecek olan kim? -Arda ve Melih (Özne)

Not: Deyimler, ikilemeler, edat grupları, fiilimsi grupları, yardımcı fiileler oluşan birleşik fiiller, isim ve sıfat tamlamaları tek bir ögedir, parçalanmaz.

Not: Cümlede her öge çeşidinden birden fazla olabilir.

Not: Ara sözler ögenin açıklayıcısı durumunda olabilir.

Ablam, o fedakar insan, her şeyimdir.

Not: Soru cümlelerinde ögeyi bulmak için cümleye cevap verilmesi karışıklığı önler.

Örnek:

Kapıdaki kimmiş? → Kapıdaki Kağan’mış. (Yüklem)

Ders ne zaman bitecek? → Ders saat üçte bitecek.(Zarf Tümleci)

Mehmet kimi aradı? → Mehmet Ali’yiaradı.(Belirtili Nesne)

Not: Alıntı cümleler, ayrı ayrı ögelerine ayrılmaz. Genellikle bulundukları cümlenin nesnesi durumundadırlar.

Babam “Çalışan her zaman kazanır.” derdi.

(Alıntı cümle belirtisiz nesne görevindedir.

Not: Sözde özne bulunabilinmesi için -l ve -n eki bulunmalı ve eylemin birileri tarafından yapıldığı anlamı olmalıdır.

Not: işin kim tarafından yapıldığı belirtilse bile sözde öznenin türü değişmez. Yani “… tarafından” ya da “…-ca” kalıpları cümledeki öznenin türünü değiştirmez.

Örnek:

Sorular öğrenciler tarafından çözüldü.

Halk yetkililerce bilinçlendirildi.

Not: Bazı cümlelerde hiç özne olmayabilir.

Örnek:

Arabalara binildi. (İşi yapan belli değil öznesi yok.)

Sabah erken kalkılacak.

Cümlenin Yardımcı Ögeleri

Nesne

Öznenin yaptığı iş ve eylemden doğrudan etkilenen ögedir. İsim cümlelerinde nesne aranmaz. Nesne, belirtili nesne ve belirtisiz nesne olmak üzere ikiye ayrılır.

Belirtili Nesne

Belirtme hâli ekini (-i) almış nesnedir. “neyi, kimi, nereyi” sorularına yanıt verir.

Örnek:

– Babam her akşam en sevdiği dizisini izlerdi. (Neyi izlerdi sorusunun cevabı belirtili nesneyi verir.)

– Ablam telefonunu otobüste unutmuş.

– Hepimiz çeşitli çizimlerle onu az çok tanırız.

Anadolunun tüm insanlarını ve bu insanların manevi dünyasını kilimler yansıtır.

Belirtisiz Nesne

Belirtme hâli ekini almamiş, yalın hâldeki nesnelerdir. Yükleme sorulan “Ne?” sorusuna yanıt verir.

Not: Ne? Sorusu aynı zamanda öznenin de sorusu olduğu için yüklemden sonra bulunması gereken öge öznedir. Yüklem ve özneden sonra diğer ögeler bulunur.

Örnek:

Her hafta mutlaka bir kitap okurum. (Ne okurum sorusunun cevabı belirtisiz nesneyi verir.)

Gezide bir tilki, bir de sincap gördük.

Sınavı kazansın ona araba alacağız.

Yer Tamlayicisi (Dolaylı Tümleç)

Yüklemin bildirdiği yargıyı yer anlamıyla tamamlar. Yer tamlayıcıları ismin “-e, -de, -den” hâlinde bulunur. Yükleme sorulan “kime, kimde, kimden, neye, neyde, neyden, nereye, nerede, nereden” sorularına cevap verir.

Örnek

Kıbrıs köylerinde köye gelen konuk mutlaka bir fincan kahve içer. (Nerede içer)

LGS’ye çok emek verdi, inşallah kazanacak.

Onun sorumluluk almasına ve hata yapmasına izin verin.

Kaygan zeminde yürüyüş yapilmaz.

Zarf tamlayıcısı

Yüklemin bildirdiği yargıyı “zaman, durum, yer-yön, ölçü” anlamları ile tamamlayan ögedir.

Yükleme sorulan “nasıl, niçin, ne zaman, neden, ne kadar, neyle, kimle, ne gibi, kim için, nereye (ne tarafa, nereye doğru)’ sorularına cevap verir.

Örnek

Aylarca beklediğimiz film hafta sonu vizyona girecek. (Ne zaman girecek)

Törende 4. sınıflar dün güzel performans sergiledi.

Sınavı kazanmak için çok çalıştı ve başardı.

Öğretmen velileri dışarı çıkardı. (Nereye)

Not: Dolaylı tümleç ve zarf tümleci karıştırılmamalıdır. Zarf tümleçleri de ismin “e, de, den håli eklerini alabilirler.

Örnek: “Nisanda döneceğim.” cümlesinde “nisanda” sözcüğü zarf cümlesidir.

Not: Yer-yön zarfı olarak kullanılan ‘aşağı, yukarı, ileri, geri, öte, beri’ gibi sözcükler ‘-e, -de, -den’ eklerini alırsa yer tamlayıcı olurlar.

Örnek: Geriye dön!

Cümlede Vurgu

Yüklemi fiil olan cümlelerde vurguyu üzerine alan öge yükleme en yakın ögedir. Yüklemi isim olan cümlelerde ise vurgulu öge yüklemin kendisidir.

Örnek:

“Ahmet bana çiçek almış.” cümlesinde vurgu nesne üzerindedir.

“Soruyu soran sen miydin?”

Cümlenin Temel Ögeleri

Bir duyguyu, düşünceyi ya da durumu anlatan kelime ya da kelime guruplarına cümle denir. Cümleler yargı bildirirler. Yani doğruluğu ya da yanlışlığı söz konusu olan kişi, durum ve nesnelerle ilgili değerlendirmelerdir. Terimsel anlamda ‘yargı’ bildirmek demek eylem cümlelerinde kip+kişi almak demek. Yani çekimli eylem.

Okula geldi, cümlesinde geldi sözcüğü yüklemdir. Yapılan işi bildirir. Gel- fiiline görülen geçmiş zaman eki (kip) + 3. tekil kişi eki (kişi) gelerek çekimli fiil olmuştur.

İsim cümlelerinde ise ek eylem almak demektir.

Sen insansın(dır). Bu cümlede de yüklem bir durumu, olguyu bildirmektedir. İnsan sözcüğü isimdir. Ve -dır ekini alarak (ek eylem) yüklem olmuştur.

Cümlenin ögeleri çözümlenirken her zaman önce ‘yüklem’ bulunur. Zira bütün soruları yükleme sormamız gerekir. Yüklemden sonra da ‘özne’yi bulmak zorundayız. Yani ögeleri bulurken önce yüklem, sonra özne, ardından da diğer ögeler bulunmak zorundadır.

Yüklem

Cümlenin temel ögesidir. Yargi bildirir. Yapılan iş; var olan olgu, durumdur. Cümlenin ögelerini doğru bulmak için yüklemi doğru bulmak gerekir çünkü ögeleri bulurken tüm sorular yükleme sorulur. Ögeleri doğru bulmanın bir diğer hususu da ilk önce yüklemin sonra öznenin bulunmasıdır.

– Yüklem tek başına cümle kurabilir.

Örnek:

Çalışıyorum. / Başaracağım.

– İş oluş hareket bildiren bir fill yüklem olabilir.

Örnek:

Bugün yeterince ders çalıştım.

– Ek eylem almis bir ad yüklem olabilir.

Örnek:

Dünyanın en güzel memleketi Türkiye’dir.

– Deyimler yüklem olabilir.

Örnek:

Okulun ilk günü Ali’nin etekleri zil çalıyordu.

– Sıfat tamlamalari yüklem olabilir.

Örnek:

Kız çocuklarının okuması için çalışan güzel bir insandı.

– Ad tamlamalari yüklem olabilir.

Örnek:

Kırılan kalem, Aybüke’nin kalemiymis.

– Edatlar yüklem olabilir.

Örnek:

Sokak hayvanlarina sahip çıkan çocuğun kalbi altın gibiydi.

– İkilemeler yüklem olabilir.

Örnek:

Bahçeden topladığı elmalar kırmızı kırmızıydı.

Özne

Yüklemin bildirdiği yargiyı gerçekleştiren ögedir. Özneyi bulmak için yükleme ‘kim’ veya ‘ne’ sorulari sorulur. Özne sözcük veya söz gruplarindan oluşur. Yüklemden sonra bulunmasi gereken ögedir.

Örnek

Yazar duygularini özgün ve içten bir şekilde anlatmış. (Anlatmış sözcüğü yüklemdir. Kim anlatmış diye sorduğumuzda alacağımız cevap özneyi verir. Yani ‘yazar’ sözcüğü.)

Gerçek özne ve sözde özne olmak üzere ikiye ayrılır.

Gerçek Özne

Yüklemdeki yargıyı doğrudan gerçekleştiren ögedir.

Örnek:

Toplantıya herkes katılmış. (Herkes sözcüğü Gerçek özne)

Öğretmenimiz bugün derste “Kaşağı” adlı hikayeyi okudu. (Öğretmenimiz sözcüğü Gerçek özne)

Not: Gizli Özne de gerçek öznedir. Gizli özne, öge sıralanışında ve sayısında dikkate alınmaz.

Cümlenin içinde yer almayan; yüklemin aldığı kişi ekinden anlaşılan öznedir.

Örnek:

Bu kadar seyirciyi bu kadar kısa sürede buraya topladı. (Kim topladı sorusunun cevabı ‘o’ dur. Ama cümlede kullanılmamıştır. O sözcüğü gizli öznedir.)

Not: Doğada kendiliğinden gerçekleşen eylemlerin öznesi gerçek öznedir.

Örnek: Kar yağdı. (Gerçek özne)

Sözde Özne

Sözde özne cümlede belirtilen işi yapma yeteneği olmayan öznedir. İşi yapan değil, yapılan işten etkilenen öznedir.

Örnek:

Bahçedeki meyvelerin hepsi toplanmış. (Toplanmış sözcüğü yüklemdir. Toplanan ne sorusunun cevabı bize sözde özneyi verir.

Caddeler temizlenmiş. (Temizleyen belli değil. Temizlemen ise caddelerdir. Yani sözde özne ‘caddeler’ sözcüğüdür.

1 ve 3. Kişi Ağzından Anlatım Nedir?

Yanındaki arkadaşına "Ailemle seyahate gittim, orada tarihi yerler gördüm." şeklinde 1. kişi ağzıyla anlatım kuran biri ile uzaktan o konuşmayı dinleyen birinin konuşmayı "Ailesiyle seyahate gitti, orada tarihi yerler gördü." şeklinde 3. kişi ağzıyla anlatıma dönüştüren görsel.

1 ve 3. kişi ağından anlatım nedir, bu anlatım türleri nasıl bulunur ve aralarındaki fark nasıl ayırt edilir? İşte, aralarındaki farkı örnekler üzerinden karşılaştıran sade ve kısa anlatımıyla 1 ve 3. kişi ağzından anlatım:

1 ve 3. Kişi Ağzından Anlatım

Olayı anlatan kişi olayın içindeyse 1, değilse 3. kişi ağzından anlatımın olduğu söylenebilir. Başka bir ifadeyle olayın içinde “ben, sen, biz, siz” kişilerinden en az biri varsa 1, “o” ya da “onlar” kişilerinden biri varsa 3. kişi ağzından anlatım sayılır.

1 ve 3. Kişi Ağzından Anlatım Örnekleri:

Tahlil sonuçları iyi olduğu için sevindi. (O / 3. kişi)

Fasulye ekiminden önce tarlayı traktörle sürdük. (Biz / 1. kişi)

Servisi kaçırdığı için yaklaşık iki buçuk kilometre yürüdü. (O / 3. kişi)

Kasaba ortamında, doğal güzelliklerin içinde geçti çocukluğum. (Ben / 1. kişi)

Birazdan çıkacağı için çantasını duvardaki askıdan aldı. (O / 3. kişi)

Örnek Metinler:

Büyük bir gemi buz kütlelerini aralaya aralaya ilerliyordu. Kuzey yarım kürede yaz mevsimiydi ama kutup bölgesinde olduğu için karada her yer buzlarla kaplıydı. Uygun bir yerde bir grup avcı filikalarla gemiden ayrıldı… (3. kişi)

Sesi duyar duymaz balkona çıktım. Gürültünün geldiği yöne bakınca çık şaşırdım. Park halindeki koca otobüsü 3 boyutlu sinema salonuna çevirmişler. Çevresindeki çocuklar ilgiyle toplanmış, sıranın kendilerine gelmesini bekliyordu. Annemden izin alıp heyecanla aşağı indim… (1. kişi)

Uyarı: Bir metnin kaçıncı kişi ağzıyla anlatımın olduğunu bulmak için sorularda çıkan metinleri sonuna kadar okumanız gerekir. Mesela metnin sonuna kadar o, onlar gibi kişiler kullanılırken en sonda 1. kişi görülebilir.

Örnek: Sınıf kapısının önünde duran Oktay, bir süre arkadaşlarıyla sohbet etti. Daha sonra öğretmenin yaklaştığını görünce içeri girdi. Heyecanla öğretmenin şimdi geleceğini söyleyip sırasına doğru ilerledi. Yanımdan geçerken kalemimi düşürdü ama umursamadan yerine oturdu…

Dikkat: Metnin ilk üç cümlesini okuyunca üçüncü kişi ağzından anlatımın olduğunu görürsünüz ancak son cümlede "yanımdan" ve "kalemimi" ifadeleri anlatımın türünü değiştirmiş, birinci kişi ağzından anlatıma çevirmiştir. Ayrıca bir metinde kaçıncı kişi ağzıyla anlatımın olduğunu belirlemek için sadece fiil yüklemlerine bakmak yetmez. İyelik ekini almış isimler de bu anlatımın kişisini değiştirebilir.

1 ve 3. Kişi Ağzından Anlatım Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

2. kişi ağzından anlatım nedir?

2. tekil ve çoğul şahıslar sen ve siz zamirleriyle ifade edilebilir. Fiiller bu zamirlerle okunabilecek şekilde kişi ekleri alabilir ancak bu ekler anlatımın kişisini değiştirmez. Onlar da 1. kişi ağzından anlatıma dahildir.

Hangi kişiler, hangi anlatıma dahildir?

1. tekil (ben), 2. tekil (sen), 1. çoğul (biz), 2. çoğul (siz) kişi veya iyelik eklerinin olduğu cümleler 1. kişi ağzından anlatım kabul edilir. 3. tekil (o) ve 3. çoğul (onlar) kişi veya iyelik eklerinin olduğu cümleler 3. kişi ağzıyla anlatım sayılır.

1 ve 3. kişi ağzından anlatımın bakış açılarından farkı nedir?

1 ve 3. kişi ağzından anlatım, kelimelerin aldığı bazı eklerle anlaşılır ve bakış açılarının bulunmasında kaynaklık eder.

Kaynak:

https://pratikcalisma.com/1-ve-3-kisi-agzindan-anlatim-nedir/

Anlatım İlkeleri (Anlatımın Nitelikleri)

Yazının taşıdığı ya da taşıması gereken nitelikleri ifade etmeye yarayan bazı kavramlar vardır

1- Özgünlük: Anlatımda başkasına benzememe, kendine has olmaktır. Yazıda taklitçilikten kaçın­ma; farklı, yeni, alışılmışın dışında olmaktır. Yazarın dil ve anlatım bakımından başkalarına benzememesi, kendine özgü ve orijinal olmasıdır.

2- Açıklık: Anlatımdan okuyucunun çıkardığı an­lam ile yazarın vermek istediği mesajın aynı ol­masıdır. Anlatılmak istenenin kolayca anlaşılma­sı demektir.

3- Duruluk: Anlatımda, gereksiz kelimenin bulunmamasıdır. Duru bir anlatımda, tekrarlara rastlanmaz.

4- Akıcılık: Yazının kolay okunabilmesi ve rahatsız eden kelimelerin kullanılmamasını ifade eder. Düşünceler kolay anlaşılabilir bir biçimde sıralanabilmelidir. Ses sanatları akıcılığın vazgeçilmeyen unsurlarından biridir. Anlatımın pürüzsüz olması, hiçbir engele takılmadan ilerlemesi; anlatım akışını bozan güç ifadelerin bulunmamasıdır.

5- Tutarlılık: Anlatımda birbiriyle çelişen düşünce­ler ileri sürmeme, sık sık düşünce değiştirme­mektir.

6- Sürükleyicilik: Okuyucunun ilgisini canlı tut­mak, okuyucuyu esere bağlamaktır.

7- Kalıcılık: Geçmiş dönemde ortaya konan bir yapıtın gelecekte de ilgi görmesi, geçerliliğini korumasıdır.

8- İçtenlik: Anlatımın yürekten, candan, samimi olmasıdır.

9- Özlülük: Anlatımda az sözle çok anlam ifade edebilmektir. Sözü uzatmadan, kısa tutarak me­sajı en öz şekilde vermektir.

10- Yoğunluk: Birçok anlamı bir arada vermektir. Anlam içinde anlam bulunacak şekilde bir anla­tımı tercih etmektir. Çeşitli anlamları, bir arada ve kısa ifadelerle belirtebilmektir.

11- Yalınlık: Anlatımın süsten, söz sanatlarından, ağır kelimelerden, uzun ve ağdalı cümlelerden uzak olmasıdır.

12- Ulusallık/Yerellik: Sadece bir ulusun kültürel özelliklerini taşımaktır.

13- Evrensellik: Bir sanat yapıtının dünyadaki tüm insanlara hitap eden bir özellik taşımasıdır.

14- Çağdaşlık: Çağının gerisinde kalmamak, çağı­na uygun özellikler taşımaktır.

15- Doğallık: Anlatımın yapmacıksız, günlük yaşantıda olduğu gibi, sanat yapmadan, süs ve özentiden uzak yapılmasıdır. İçten geldiği gibi, samimice aktarmaktır.

Not:

Duruluk: Anlatımda gereksiz sözcüğün bulunmaması
Yalınlık : Süsten, sanattan uzak bir anlatım
Açıklık: Anlatımın net olması
Özlülük : Az sözle çok şey anlatılması

Anlatıcı Türleri

Birinci Kişi Ağzıyla Anlatım

Yazar, kendi başından geçen veya içinde bulunduğu bir olayı anlatır. Bu tür anlatımlarda “ben” veya “biz” ifadesi vardır. 

Üçüncü Kişi Ağzıyla Anlatım

Yazar genellikle duyduğu veya gördüğü şeyleri anlatır. Bu tür anlatımlarda “o” veya “onlar” ifadesi vardır.

Not:

Tanrısal bakış açısıyla yazılmış metinlerde anlatıcı; yaşanmış, yaşanan ve yaşanacak olan her şeyi bilir, görür ve duyar. Anlatıcı, kahramanların gönlünden veya kafasından geçenleri okuyabilir.

Kahraman bakış açısıyla yazılmış eserlerde anlatıcı; olayın içindeki kahramanlardan biridir ve olayı yalnız kendi duyduğu, gördüğü, bildiği biçimde aktarır.

Gözlemci bakış açısıyla yazılmış metinlerde ise anlatıcı, dış dünyada olup bitenleri sadece gözlemek ve izlemekle yetinir. İkinci aşamada da gözlemlerini tarafsız bir gözle okuyucuya nakleder. Anlatıcı, kahramanların gönlü veya kafasından geçenleri okuyamaz.

Örnekler:

a ) Oyuncak bir köpeği vardı ve ona inanılmaz bir sevgi ile bağlıydı. Adını “Köpüş” koymuştu ve evin hangi odasına gitse Köpüş’ü de yanında götürürdü. O da ailenin bir parçasıydı âdeta.

b) Dağın eteklerinde, birkaç evden oluşmuş küçük bir köy vardı. Evler bomboştu çünkü köyde kimse yaşamıyordu. Yıllar önce hayat dolu bu köy sakinleri, göçmen kuşlar gibi gurbete göç etmişti. Erdal, köye yakın kasabada karısı ve çocukları ile kirada oturuyordu.

c) Bir süre durdum ve düşündüm. Acaba oraya gitsem onu tekrar görebilir miydim? Peki, ya onun için gittiğimi anlarsa o zaman nasıl bakardım yüzüne? Tüm bunları düşünürken odanın içinde volta atıyordum.

d) Onlar yavaş yavaş David’in gözleriyle dünyaya bakmaya başladılar. Dağlara seslenen, tatlı anıları okşayan keman sesini uzun yaz akşamları boyunca dinlediler. O zaman kıvırcık saçlı küçük çocuklarının çaldığı müziği dinliyor gibiydiler. İşte Hollyler, bunları öğrenmişler ve duyup öğrendiklerini yüreklerinin derinliklerinde saklamışlardı.